Yüreğiniz isyan etmiyorsa

Benfica maçında nasıl ki 3 farklı mağlubiyetten, Beraberliği yakaladıysak; Pazartesi gecesi de Fenerbahçe’ye aynı şartlarda Bu sefer 3-0 öndeyken, 3-3’le yakalandık. Üzülürüz üzülmesine de Fenerbahçe’nin sevinmelerini ne yapacağız? Hadi 3-0’dan 3-3’e gelmek bir silkiniş olarak adlandırılabilir, eyvallah da Emenike’nin Fabri’ye faul yapıp da son dakika golüyle 1-1 biten maçta Bir sokağa çıkmadıkları kalmalarını ne yapacağız? 2-2 biten kupa maçında?! En sonuncusu da pazartesi. Tesislere gidip, Fener alayı çektiler. Ne o? ‘Beşiktaş’la berabere kaldık.’ Vay be! Aynı şekilde Şenol Güneş, Trabzon’un başındayken taa 96’da, Fenerbahçe’ye karşı 1-0 öndeyken ha bire saldırıyordu. 2-1 yenildiler, Basın çullandı tabi. ‘Beraberlik bile yetecekken niye hücum futbolu?’ Tüüüü! Yıkıldı ortalık. Şimdi de daha yeni Pazartesi gecesi 3-0 öndeyken ‘Eski yanlışlarımı yapmayayım’ dedi herhalde ki; Bu sefer de geri çekildi. Yine olmadı iyi mi? Sonuç ortada. Dikiş tutmuyor. Nasıl ki Fenerbahçe’nin, Beşiktaş’la berabere kalmasına sevinmesini Kolay kolay düzelmeyecek bir psikoloji olarak görüyorsak, Şenol Güneş’in de Fenerbahçe’ye karşı olan Bu garip basiretsizliğini aynı kefede yorumluyoruz. Aynı şekilde Beşiktaş’ı idare edenler; Futbola ve sahanın içine girmeyeceğim. Kendi sahanızda, oturduğunuz yerden Deplasmana gelen taraftarın sesini Kendi taraftarınızdan fazla duyuyorsanız, Ve bu duruma yüreğiniz isyan edip, İçiniz cız etmiyorsa, Ve umurunuzda bile değilse bu yaşananlar, Ne Şenol Güneş’in Fenerbahçe’ye olan basiretsizliğini yorumlarım, Ne de Beşiktaş beraberliklerine sevinen Fenerbahçe’yi yadırgarım. Edebiyatta en önemli detaylardan biridir, Bakmakla görmek arasındaki fark. İşte budur. Nokta!

Havadan(!) bahaneler

Cumartesi akşamı 19.00’da oynanması gereken, Başakşehir-Bursa maçı Elverişsiz hava ve zemin koşulları sebebiyle ertelendi. İyi. Ben daha önce Beşiktaş ne karlı zeminlerde oynadı, Nedir bu çifte standart mevzusuna girmeyeceğim. Yoksa Türkiye Kupası’nda bir Bolu maçı koyarım orta yere, Kimse kaldıramaz. Van maçı, Denizli maçı… Utanırız. Dedim ya mevzum bu değil. Şimdi, yurdum insanının hemen hemen hepsinde telefon var. Basıyorsun tuşa, “Üst sokak güneşli, köşeyi döndüğünde yağmur var. Dikkat!” diyor. Dakika bile verir utanmasa. Televizyonlar saat başı hava durumu bilgisi veriyor. Önündeki 3 gün şiir gibi. Ha kimliğindeki ad, soyad. Ha hava durumu. Nispeten yanılmıyor. Eeee? Hal böyleyken, Kar yağışının cumartesi günü akşama doğru hızlanıp, yoğunlaşacağını Sağır sultan bile biliyor mu? Biliyor. Peki yetkililer? Bilmemesi imkansız. O zaman neden aynı gün içinde oynanan diğer karşılaşmalar gibi, Öğlen saatlerine çekmiyorsunuz maçı? Ya da niçin Cuma akşamına almıyorsunuz? Teknoloji neden var? Siz yararlanmayasınız diye mi? Önemsemeyesiniz diye mi? Yoksa ortalığı birbirine düşürün diye mi? Bakarsın hava durumuna, Ki bir hafta evvelden cumartesi kar yağacağı belliydi, Bir gün evveline çekersin maçı. Olur biter. Önemli olan istemek. Yayıncı kuruluş paravanının arkasına da saklanmayın lütfen. İsteyin yeter. Bilmem anlatabildim mi!!!

Alen Markaryan / Akşam

Yorum Gönder

Navigate