Yazarlar

Alen Markaryan yazdı ; Flu!

Görünen o ki, puan farkı 16’ya çıkınca, seyirci de stadın güzergahından çıkmış. Bu nasıl terk ediştir çözemedim. Aslında işin çivisi çıkmış da, Beşiktaş. O kadar. “8 hafta oldu Kagawa hâlâ niye yok!” demiyorum bile. Nasıl olsa ortalık, F.Bahçe maçının ikinci yarısı gibi!!! Neyse, tam Ljajic’e, “5 metre geriden gelen adam 2 boy fark attı sana, Üstüne bir de sarı kart gördün. Nedir bu dağınıklığın” diye yazıyordum ki, Orta sahada Konyalıların kaptırdığı bir topu iyi önüne aldı Ljajic. Kaleciyle karşı karşıya kaldığında topun dibine girmesi gerekiyordu. Öyle de yaptı: 1-0. Hemen akabinde adam paylaşamamaktan kaynaklanan, 3’e 2 pozisyonda gol yedik: 1-1. Adamlar gol attı da, Karius’a da “Bir topu da çıkar be kardeşim” demekten kendimizi alamadık. Takım bir dolu kafa karışıklığına rağmen, Azimli, verilen taktiğe uyan, En azından top oynamaya çalışan bir görüntü çiziyordu. Bunlardan birinde Burak frikik aldı. Zaten artık Quaresma topun başına gitmiyor da, Baktık Ljajic de gitmiyor. “Allah…

Saygı!

Beşiktaş dün sahaya çıkarken lider Başakşehir’le puan farkı tam 16’ydıı, yendi 13 oldu, tabii ki hedef artık Şampiyonlar Ligi… Tabii ki bu kadronun şampiyonluk yarışından uzaklaşması ne kadar garipse de Siyah-beyazlı takımın dünkü gösterisine saygı duymamız gerekiyor. Beşiktaş dün belki de sezonun en iyi futbollarından birini sergiledi. Siyah-Beyazlı takım, 90+3’te Kagawa ile 3 puanı kaptı ama siyahBeyazlı takımın hakkı bu maçı daha farklı kazanmalıydı. Beşiktaş dün önce Konyaspor kalecisi Serkan’ı ardından da direkleri aşamadığını düşünürken Kagawa finali harika bir vuruşla bitirerek siyah-beyazlı takıma 3 puanı getirdi. Konuk ekip iki kere Beşiktaş kalesine gelirken Loris karius’un her zamanki gibi kabul gününde oluşu az daha pahalıya patlayacaktı. Burak önce attırdı ardından nefis bir gol attı. Gol sevincinde Şenol Güneş’in yanına koşarak küllerinden doğmasını sağlayan olan adama saygısını göstermesi anlamlıydı. Ah yönetim ah! Güneş’in sözünü dinleyip Burak’ı geçen sezon alsaydı; şimdi son şampiyon Beşiktaş’tı. Ljajic, Medel de sahanın en iyilerindendi. Medel’in Burak Yılmaz’ın…

Güntekin Onay yazdı ; Beşiktaş, kazanmayı hak etti.

Siyah-beyazlılar, son dönemin en tempolu, en iştahlı oyununu oynadı. Beşiktaş, son dönemlerin en tempolu, akıcı, iştahlı futbolunu oynadı dün ilk yarıda Konyaspor karşısında. Topu hızlı dolaştırdı, oyuna Ljajic ve Burak’ın kalitesini, oyun zekasını da ekleyerek rakibini hapsetti. Nitelikli yapılan pres Konyaspor’u Beşiktaş ceza sahasına hiç sokmadı. Atiba ve Medel dikkatli ve diriydi. Ljajic gerçek bir organizatördü. Atılan iki gol de son derece klas idi. Burak Yılmaz gerçekten de büyük silah. Harika bir asist ve mükemmel bir frikik golü attı. Bu Burak’ı izledikçe ‘Burak’ı istemiyoruz diyenler online mı?’ diye sormak geliyor insanın içinden. Beşiktaş’ın 70 dakikalık güçlü oyununda şayet Quaresma arkadaşlarına biraz uyum sağlayabilse maç çok daha erken kopma noktasına gelebilirdi. Ancak kaleye bir kez gelen Konyaspor’un attığı golde Karius rahatlıkla çıkartması gereken topu ağlarında buldu. Bu kadar güçlü bir oyuna rağmen kalesinde bu tip golleri görmek Beşiktaş’ın sezon özeti. 57’nci dakikada Adriano’nun pas tercihi yerine kaleye şut atıp kaçırdığı gol…

Çözüktü, bezikti, gidikti

Öyle bir haftanın içindeydik ki, Beşiktaş-F.Bahçe maçının ikinci yarısında başlayan lodos, “Hatay’da az kalsın fırtınaya dönüyor” diyorduk ki, Trabzon-Ümraniye maçında Karadeniz’in ortasında kaldık. Ve bütün bu olanlardan sonra, Federasyon Başkanı istifa etti. Yağmur gibi yağan gündem değişikliklerinin, Eteklerinde kalmıştık. Yani gündem dağ gibiydi ve biz yetişemiyorduk. ??? Şenol Hoca’nın milli takımla anlaşmasını maçın girişine bırakmamın sebebi, Maçı milli takım hocası olarak kulübede mi, Yoksa Beşiktaş’ın başında bir teknik direktör olarak saha kenarında mı seyredecek olmasını merak etmemdendi. Fenerbahçe maçında ilk 11’de olmayan Quaresma ve Medel bu kez sahadaydı! Gerisi bildiğiniz isimlerdi. İlk pozisyon başlangıcında Burak ofsaytta kalınca kameralar Hikmet Karaman’ı gösterdiğinde, 2003’te Kocaeli’nin başındayken son dakikada yedikleri golde orta sahaya gelişi, Ve eliyle alnını silerek, “Ter bu, alın teri” diye haykırması geldi gözümün önüne. Ne alakaysa aklıma geldi işte! Neyse. 10. dakika bittiğinde henüz atak yapamamıştık. Niyesini bilemedim. Geriye yaslanarak oynamak da nereden çıktıysa, Onu da bilemedim. Zira her 2-3…

Feda

110. yıl kadrosunun kaderiydi FEDA. Camia iyice tükenmiş, yönetimsel hatalar saha içine yansımış, gelenlerin geldikleri gibi gitmediği en kötü zamandı belki. İçeride tam bir kargaşa hâkimdi. Kulüp borç batağında, bakkala bile veresiye yazılmış, tesislerde koltuklar bile çürümüştü. Stadyumda ses vardı, görüntü yoktu. Hoş şimdi görüntü var lâkin ses yok o da ayrı bir konu. Camiayı ayakta tutan tek şey, saha içinde yoklukla var olmuş olan mücadele ve dönemin teknik direktörlerinin menemen ile başlayan ve sonrasında umuda dayalı sözlerle kurulan cümleleriydi. İşte o günlerden bu günlere çok şey değişti. Kulübün yokluk içerisinde ama camiasına olabildiğince dürüst olduğu FEDA dönemi artık bitmiş, geçen 4 buçuk sene onca başarı hikayesiyle doldurulmuş, unutulmaz maçlar, harika anılar, kupalarla bezenmiş, fotoğraflar arşivlemişti Beşiktaş. Yokluk içerisinde geçen ama camiasına olabildiğince dürüst olduğu FEDA dönemi artık bitmişti. Her güzel serüven bir bitiş öyküsüne mecburdur. Beşiktaş’ın bu serüveni, Geçen sezon Telekom Arena’da oynanan Galatasaray maçı ile bitmişti aslında. O…

Yüreğiniz isyan etmiyorsa

Benfica maçında nasıl ki 3 farklı mağlubiyetten, Beraberliği yakaladıysak; Pazartesi gecesi de Fenerbahçe’ye aynı şartlarda Bu sefer 3-0 öndeyken, 3-3’le yakalandık. Üzülürüz üzülmesine de Fenerbahçe’nin sevinmelerini ne yapacağız? Hadi 3-0’dan 3-3’e gelmek bir silkiniş olarak adlandırılabilir, eyvallah da Emenike’nin Fabri’ye faul yapıp da son dakika golüyle 1-1 biten maçta Bir sokağa çıkmadıkları kalmalarını ne yapacağız? 2-2 biten kupa maçında?! En sonuncusu da pazartesi. Tesislere gidip, Fener alayı çektiler. Ne o? ‘Beşiktaş’la berabere kaldık.’ Vay be! Aynı şekilde Şenol Güneş, Trabzon’un başındayken taa 96’da, Fenerbahçe’ye karşı 1-0 öndeyken ha bire saldırıyordu. 2-1 yenildiler, Basın çullandı tabi. ‘Beraberlik bile yetecekken niye hücum futbolu?’ Tüüüü! Yıkıldı ortalık. Şimdi de daha yeni Pazartesi gecesi 3-0 öndeyken ‘Eski yanlışlarımı yapmayayım’ dedi herhalde ki; Bu sefer de geri çekildi. Yine olmadı iyi mi? Sonuç ortada. Dikiş tutmuyor. Nasıl ki Fenerbahçe’nin, Beşiktaş’la berabere kalmasına sevinmesini Kolay kolay düzelmeyecek bir psikoloji olarak görüyorsak, Şenol Güneş’in de Fenerbahçe’ye karşı…

45 DAKİKALIK GÜNEŞ

Dolmabahçe’de maça inanılmaz başlayan Beşiktaş ilk 45 dakika adeta gözümün pasını sildi.Henüz ilk dakikanın içinde Burak Yılmaz’ın şutuyla başlayan maçta Beşiktaş 10 dakikada Gökhan Gönül’ün ayağından golü buldu. Golden sonra temposunu düşürmeyen Beşiktaş 18. dakikada Burak Yılmaz’ın penaltıdan kaydettiği golle farkı ikiye çıkardı. Beşiktaş hücumlarının ardı arkası kesilmiyordu. İlk yarının son 5 dakikası Fenerbahçe ilk defa organize hücumlarla gelmeyi denedi ama Beşiktaş kaptığı topla hızlı hücuma çıktı Burak’ın usta gol vuruşuyla maçı 45. dakikada farkı 3’e çıkardı. İkinci yarı ilk 45 dakikayla tamamen farklıydı Isla ve Moses’i oyundan alıp Valbuena , Ayew ikilisiyle ikinci yarıya başlayan Yanal’ın planları istediği gibi gitti ve 55. dakikada Zahic’in ayağından golü buldu. Fenerbahçe iyice rakip yarı sahaya yerleşmeye başlamıştı ve 62. dakikada Sadık kafa vuruşuyla topu siyah beyazlı filelere yolladı. 64. dakikada Güven Yalçın yerini Caner Erkin’e bıraktı ama bu değişiklikte işe yaramadı Hasan Ali belki de kariyerinin en güzel golünü Beşiktaş filelerine yolladı.…

Harakiri!

Beşiktaş derbiye muhteşem başladı. Güneş’in takımı kendi pas oyununu oynamasının yanısıra 3. bölgede sarı-lacivertli takıma pres yaparak ilk yarı adeta sürklase etti. Güneş, bir nevi Türkiye’de 3. bölgede rakibe pres ve ilk hamlede oyunu bozma taktiğini en uygulayan Yanal’ı kendi silahıyla vurdu. Başta attığı gol, kazandırdığı penaltı ve kestiği ataklarla Gökhan ve attığı gollerle Burak’ın ön plana çıktığı ilk yarıda Beşiktaş 3-0’ı bulunca Beşiktaş’ın enbüyük rakibi ikinci yarı sahaya çıktı. Rehavet ve kibir… 3-0 ve soyunma odası Beşiktaş’a yaramadı. Yorulan takımda gereksiz top kayıplarıyla dikkat çeken Güven ve yorulan Kagawa değişikliği gerekiyordu. Şenol Hoca 3-0’ın etkisinde kaldı. Geç kaldı. Yanal’ın takımın her topu atmaya çalıştığı Moses’i oyundan alması ilk planda garip görünse de F.Bahçe kurtuluşu Moses’te değil takımda aradı. Buldu da. Şenol Güneş’in karşı hamlesi geçikti.F.Bahçe’nin ikinci golünde 62’de Sadık’ın golünde net Dorukhan’ınomuzuna basarak hem rakibiniengelliyor, hem de kendi yükseliyor.Net bir faul. Ancak Bülent Yıldırım VAR’a gidip eyyam kokan bir kararla golü veriyor. Kayseri-F.Bahçe maçını hatırlayın! Kravvets aynı 62…

Hayat da böyledir işte

Kovalamak bazen iyidir de Koştuğun kadar kaçan varsa sıkıntı. Beşiktaş’ın iyi bir ivme yakaladığı son 5 haftalık dönemde, Aranın kapanmaması, Öndekilerin tökezlemesiyle mümkündü ki, Olmadı. Allah’tan şevk ve heyecanı iyi yaşıyoruz ve yaşatıyoruz. Bu maçın diğer koşulardan ayıran en büyük özelliği, Derbi başlıklı makaleyi, gözdağı vererek bitirebilmemiz halinde; Rakiplerden falso yapmasını bekleme zeminini Özgüvenle pekiştirmemiz olmasıydı. Ve bu şevkle… *** Kagawa’yı ilk onbire monte eden Şenol Güneş, sol tarafta Güven’i, sağ tarafta da Lens’i tercih edip, ana şalteri de Dorukhan’la, Atiba’ya teslim etmişti. ‘Maç hızlı başladı’ diyeceğim ama Enerji takviyesi yapan teleferik gibi, Her faul atışı en az 3-4 dakikaya tekamül etti. Yavaşlatıyorlardı akıllarınca. Tabi birinci viteste 80’le kalkan arabaya, Enerji takviyesi hava. Hafi f marşa bastın mı 120’ye çıkan motoru zaptedemezsin. Ancak acı fren yapman lazım Ki, nefi s bir voleyle, Önce Gökhan Gönül asıldı frene. Top kaleye gittiğinde biraz yavaşlarız diyordum ki, Ne mümkün. Durmuyordu araba. Attığı golün…

Gece ve gündüz

İlginç derbinin iki yarısı gece ve gündüz kadar farklıydı. Beşiktaş, F.Bahçe’yi ilk yarıda kendi sahasına hapsetti. İkinci devrede ise bambaşka bir karakterle oynayan rakibine cevap veremedi. Son yılların en ilginç derbisi iki devrede gece ve gündüz kadar farklıydı. Beşiktaş evinde beklendiği gibi çok agresif başladı. F.Bahçe’yi yarı sahasına hapsetti ve golleri buldu. İlk yarıda takım halinde hareket eden ve hem oyun hem de skor anlamında F.Bahçe’ye büyük üstünlük kuran Beşiktaş, ikinci yarıda bambaşka bir karakterle sahada yer alan rakibine cevap veremedi. Golün büyüsü vardır… F.Bahçe 3-1’i bulunca psikolojik momentumu da eline geçirdi. Hemen arkasından gelen Sadık’ın golü, Beşiktaş için de psikolojik çöküşün zirveye çıkmasına sebebiyet verdi. 3-0’dan 3-3’e gelen süreçte topu ilerde tutamayan, çok top kaybeden, telaşlı bir Beşiktaş, F.Bahçe’ye adeta teslim oldu. Şenol Güneş gibi tecrübeli bir teknik adamın bu bölümde devreye girip takımını ayağa kaldıracak değişiklikleri yapmakta geç kaldığını gördük. Özellikle buluştuğu tüm topları kaybeden Güven’in oyunda bir…

Navigate